Özlenen Rehber Dergisi

8.Sayı

Teravih Namazı

Muhammed MASUM Özlenen Rehber Dergisi 8. Sayı
Ramazan ayında yatsı namazından sonra kılınan namaz... Teravih kelimesi Arapça, ’Terviha’nın çoğuludur ve ’oturmak, istirahat etmek’ anlamına gelmektedir. Teravih namazı her dört rekatın sonunda oturulup biraz dinlenildi?i için, bu adı almıştır.(1)

Teravih namazı, kadın erkek her müslüman için sünnet-i müekkededir. Teravih, orucun sünneti de?il, vaktin sünnetidir. Bir mazereti dolayısıyla oruç tutamayanlar da teravih namazı kılarlar.


Ramazan gecelerini ihya etmek için kılınan teravih namazı, Kur’an’da zikredilmemektedir; fakat hakkında çok sayıda hadis rivâyet edilmi?tir. Ebû Hureyre’nin nakletti?i bir hadise göre Rasûlullah (s.a.s), Ramazan gecelerini ihya etmeyi te?vik etmi?; fakat bunu kesin olarak emretmemi?tir. Bu konuda; ’Her kim inanarak ve kar?ılı?ını Allah’tan bekleyerek Ramazan’ı ihya ederse, geçmi? günahları ba?ı?lanır.’(2) buyurmu?tur. Hadis alimlerinden en-Nevevî, Hz. Muhammed (s.a.s)’in ashabına Ramazanı ihya etmeyi vacip kılmadı?ını, fakat mendup olarak emredip te?vik etti?ini, İslâm alimlerinin de bunun mendup oldu?unda ittifak ettiklerini kaydetmektedir.

En-Nevevî, ’Ramazanı ihya etmenin, teravih namazını kılmakla hasıl oldu?unu’ da zikretmektedir. Bu açıdan Hz. Muhammed (s.a.s)’in; ’her kim Ramazan’ı ihya ederse’ sözü, ’her kim geceleri namaz kılarak Ramazan’ı ihya ederse’ ?eklinde anla?ılmalıdır.(3) Nitekim Abdurrahman b. Avf’ın nakletti?i bir hadiste Hz. Muhammed (s.a.s): Şüphesiz Allah Ramazan orucunu farz kıldı. Ben de Ramazan gecelerini ihya etmeyi sünnet kıldım. Her kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Ramazan’ı oruçla, gecelerini namazla ihya ederse, anasından do?du?u gün gibi günahlarından temizlenmi? olur’ buyurmaktadır.(4)

’Ebû Zer (r.a)’dan nakledildi?ine göre, Rasûlullah (s.a.s) Ramazan ayının sonuna do?ru bazı gecelerde ashabına, gecenin üçte birini geçinceye kadar teravih namazını kıldırmı?tır.(5)

Ebû Hureyre (r.a)’nın nakletti?i bir ba?ka hadiste de Rasûlullah (s.a.s)’in Ramazan ayında, ashabtan bir grubu, Ubey b. Kab (r.a)’ın arkasında cemaatle namaz kılarken gördü ve ’Do?ru yapıyorlar, yaptıkları ?ey ne güzeldir’ diyerek tasvip ettikleri haber verilmi?tir.(6)

Rasûlullah (s.a.s) Ramazanda mescitte gece bir namaz kıldı. Sahabenin ço?u da onunla birlikte o namazı kıldı. İkinci gece yine aynı namazı kıldı. Bu kez O’na tabi olarak aynı namazı kılan cemaat daha fazla oldu. Bu derin alakayı gören ?efkat ve merhamet menbaı, bizim hissetmedi?imiz endi?eyi ümmeti hesabına hisseder ve; Bu alakadan dolayı Rabbim bu namazı farz kılarsa, ümmetimin hali nice olur? Kılamadıkları takdirde farzı terk etmi? olurlar! diye dü?ünür.

Bu endi?eden dolayıdır ki, sonraki gecelerde cemaate teravih kıldırmayan Efendimiz (s.a.s), onları kendi hallerine bırakır. Herkes tek tek (Efendimiz (s.a.s)’in evinde kıldı?ı gibi) kılmaya ba?lar.

Durum Hz. Ebu Bekir (r.a) zamanında da aynı ?ekilde devam eder. Hz. Ömer (r.a)’in halifeli?inin ilk senelerinde de aynı ?ekilde sürer.

Bir gün, sünnetleri yerli yerine oturtmasıyla bilinen Hz. Ömer, müste?arlarına sorar:

- “Bu cemaat, teravihi neden hâlâ tek tek kılıyor da Rasûlullah’ın ilk gecelerde kıldırdı?ı gibi cemaatle kılmıyor?’

Müzakere uzar ve sonunda karar çıkar:
- “Büyük alim Übey bin Kâb, bu ak?amdan itibaren teravihi Rasûlullah’ın kıldırdı?ı gibi tekrar camide kıldıracaktır. “Cemaatin haberi olsun... Artık teravihin farz olma ihtimali yoktur. Sünnet olarak ibadet hayatımızda yerini ilk kılındı?ı gibi almalıdır...denir. ”


O gece Mescid-i Saadet’te Rasûlullah’ın kıldırdı?ı ilk teravih gibi teravih cemaatle kılınır. Bunu görenler halifeye dua ederler:

- “Allah, Ömer’in kabrini nurlandırsın. Mescidimizi nurlandırdı?ı gibi. Bölük pörçük cemaatleri toplayıp birlikte ibadet etmemizi sa?ladı. Tıpkı Rasûlullah (s.a.s)’in kıldırdı?ı gibi...”


Hanefilere göre, teravih namazının rek’ât sayısı Hz. Ömer (r.a)’in uygulamasına dayanır. Hz. Ömer Mescid-i Nebevî’de halifeli?inin son zamanlarında teravih namazını yirmi rekât olarak kıldırdı. Dört halife devrinden sonra da kimse teravihin yirmi rekat olarak cemaatle kılınmasına kar?ı çıkmadı. Alimler bu hususta Hz. Muhammed (s.a.v)’in ?u hadisine göre hareket etmi?lerdir:

’Benden sonra benim sünnetimden ve Râ?it halifelerin sünnetinden ayrılmayın.’(7) Di?er yandan Abdullah b. Abbas (r.a)’in Ramazan ayında teravih namazını yirmi rekat olarak kıldı?ı ve arkasından da üç rekat vitir namazını kıldı?ı rivâyet edilmi?tir. İmam Ebû Hanife’ye Hz. Ömer (r.a)’in bu hususta yaptı?ı uygulama sorulunca, ?öyle demi?tir: “Teravih namazı hiç ?üphesiz müekked bir sünnettir. Hz. Ömer, bu namazın cemaatle ve yirmi rekat kılınmasını ?ahsî bir ictihâdı ile yapmadı?ı gibi, bir bid’at olarak da emretmemi?tir. O, kendisinin bildi?i ?er’î bir esasa ve Hz. Muhammed (s.a.v)’in bir vasiyetine dayanarak böyle yapmı?tır.(8)

Nakledilen bütün bu rivâyetlere göre teravih namazının sekiz rekatının müekked sünnet oldu?unda ?üphe yoktur. İbnu’l-Humam gibi bazı alimler, sekiz rekattan fazlasının müstahap oldu?unu söylemi?lerdir. Bu durum, yatsı namazından sonra dört rekat nafile namaz kılmanın müstahap olu?una benzer ki, bunun ilk iki rekatı müekked sünnet olur.(9)

Teravih namazı, Ramazan ayına mahsustur; vakti, tercih edilen görü?e göre, yatsı namazından sonradır, sabah namazının vaktine kadar devam eder. Vitir namazı teravih namazından sonra kılınır; ancak teravih namazından önce kılınmasında da herhangi bir sakınca yoktur; fakat teravih namazı yatsı namazından önce kılınmaz. Kılındı?ı takdirde, iâdesi gerekir. Bu namazın gece yarısından veya gecenin üçte birinden sonraya tehir edilmesi müstehaptır.

En sa?lam görü?e göre, teravihte cemaat olmak sünnet-i kifâyedir. Yani bir mescitte hiç kimse teravihi cemaatle kılmazsa, hepsi günahkâr olur. Teravih namazı tek ba?ına kılınabilir; fakat cemaatle kılınması daha faziletlidir. Teravih namazına, yarısında yeti?en kimse, önce yatsı namazının farzını kılar ve daha sonra teravih namazını kılmak için imama uyar. Eksik kalan teravih rekatlarını, daha sonra kendisi tamamlar. Hatim ile teravih namazını kılmak sünnettir.

Teravih namazının kazası yoktur. Bilindi?i gibi farz ve vacip namazlar kaza edilirler. Teravih namazını, her iki rekatta bir selâm vererek on selâm ile bitirmek daha faziletlidir. Dört rekatta bir selam vermek de caizdir. Teravih namazını kılarken, iki rekatta bir selâm verilse, normal olarak sabah namazının iki rekat sünneti gibi ve dört rekatta bir selâm verilse, yatsı namazının dört rekat sünneti gibi kılınır. Ba?larken ve her iki rekatın ba?ında ’Sübhâneke’, ’Eûzü besmele’ ve her oturu?ta ’et-Tahiyyat’ ile ’Salli-barik’ duaları okunur. Cemaatle kılınınca, cemaat hem teravihe, hem de imama uymaya niyet eder. İmam teravih namazını sesli olarak kıldırır.(10)

Teravih namazı, di?er namazlara nispetle biraz seri kılınır; ama bu, harflerin mahreci anla?ılmayacak ?ekilde bozuk bir telaffuzla kılınabilir anlamına gelmez. Bu bakımdan teravih namazının normalin dı?ındaki bir ?ekilde acele kılınması mekruhtur. Namazın rükünlerini yerine getirirken de acele edilmez. Kelimeleri tane tane okumak, mahreçlere dikkat etmek ve rükünleri gerekti?i gibi yerine getirmek gerekir. Kısacası normal zamanlarda vakit namazlarını kıldı?ımız tempo ile kılmak en do?ru olandır. E?er gücümüz kafi gelmiyorsa illaki yirmi rekatı kılaca?ız diyerek namazın sıhhatini bozmamamız gerekir.

Ne kadarına güç yetirirsek onunla iktifa etmeli ve bu kıldıklarımızı da erkana uyarak kılmalıyız. Bununla beraber, teravih namazının ancak yılda bir defa geldi?ini ve bir daha ki ramazana ula?amayabilece?imizi de dü?ünerek, tembellik etmemeli ve mutlaka Hz. Ömer Efendimiz gibi çıtayı en yüksekte tutup, yirmi rek’at kılmaya çalı?malıyız.

Teravih namazı hatimle kılınmayan camilerde, herhangi bir yanlı?lı?a meydan vermemek ve cemaatin da kısa sureleri iyice ezberlemelerini sa?lamak için, ’Fil sûresi’nden sonraki sureleri okumakta yarar vardır. Bu durumda imam, rekat sayılarında da tereddüde dü?mekten korunmu? olur.(11)

KAYNAKÇA:
1. el-Meydânî, el-Lubab, İstanbul, (t.y) I, 123.
2. Buhârî, Îman, 25, 27; Müslim, Musafi’in, 173, 176; İbn Mâce, İkametu’s-Salâ, 173; Tirmizî, Savm, 83.
3. en-Nevevî, el-Minhâc, 1924, VI, 39, vd.
4. İbn Mâce, İkametu’s-Salâ, 173; İbn Hanbel, I, 191, 195.
5. İbn Mâce, İkametu’s-Salâ, 173.
6. Ebû Dâvud, İkâmetu’s-Salâ, 190.
7. Tirmizî, İlim, 16; İbn Hanbel, IV, 126.
8. et-Tahtavî, Ha?iye, 334.
9. İbnu’l-Humâm, Fethü’l-Kadîr, Mısır, 1315, I, 333 vd.
10. el-Kasânî, Bedai’us-Sanâyi’, Beyrut, 1974, I, 288; Tahtavî, Ha?iye, 335 vd.
11. İbn Abidîn, Reddu’l-Muhtar, II, 44; vd., Vehbi ez-Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, Dima?k, 1989, II, 72.
Bu içeriğe yorum yazabilirsiniz

Henüz hiç kimse yorum yazmadı.