Özlenen Rehber Dergisi

8.Sayı

Siyer-i Nebî

Ayhan ÖZKAN Özlenen Rehber Dergisi 8. Sayı
Her sayamızda olduğu üzere bu sayımızda da İslam tarihimizden, hadiseleri kronolojik olarak anlatmaya, kaldı?ımız yerden devam ediyoruz. Geçen sayımızda Efendimiz (s.a.v)’e gelen vahiylerin çeşitleri hakkında kalmı?tık.

Vahyin Çe?itleri:

Vahyin çe?itlerinin ba?lıcaları ?unlardır:

1- Uykuda görülen ve görüldü?ü gibi aynen çıkan sâdık rüya.

2- Vahiy Mele?i Cebrail’in (a.s.) görünmeden Peygamber Efendimizin (s.a.v) kalbine bazı ?eyleri ilham ve telkin etti?i olur. Peygamberimiz de, bunların Cebrail (a.s.) tarafından ilham ve telkin edildi?ini kesin bir bilgi ile bilirdi.

3- Cebrail (a.s), insan suretinde peygamberimize gelirdi. Genellikle Ashâp’tan Dıhye bin Halife’nin (r.a) suretinde gelirdi. Bu halde Ashâb-ı Kiram’ın dahi Cebrail (a.s)’ı gördükleri olurdu.

4- Vahiy, deh?et saçan bir çan u?ultusu gibi u?uldayarak gelirdi ki bu, vahyin Peygamberimize en a?ır ve çetin geleni idi. Peygamberimiz, o zaman be?eriyet sıfatından sıyrılıp Melekiyet sıfatına girerdi.

Bu hallerinde, Peygamberimizin en so?uk günde bile alınlarından terler dökülür, hayvan üzerinde iseler, vahyin verdi?i a?ırlıktan hayvanları yere çökerdi. Öyle ki Efendimizin yanlarında bulunan Sahabeler de, vahyin a?ırlı?ını iyice hissederlerdi.

5- Vahiy mele?i Cebrail (a.s) yaratıldı?ı ?ekil ve suretiyle, altı yüz kanadını parlatarak Peygamberimize görünüp, Allah (c.c)’nun diledi?ini vahy ederdi ki, bu da, iki defa, yani biri Hira Ma?arası’nda, öteki de, Mirac gecesinde Sidretü’l-Münteha’nın yanında vaki olmu?tur.

6- Allah-u Teala (c.c), Peygamberimize göklerin üstünde, arada bir perde ve vasıta bulunmaksızın do?rudan do?ruya harfsiz, sessiz hitap ve vahy etmi?tir. Miraç gecesinde be? vakit namazın emredili?inde oldu?u gibi. (1)

Kur’an-ı Kerim’in Vahyi:

Kur’an-ı Kerim, 23 yıl içinde, Vahiy Mele?i Cebrail ( a.s) tarafından parça parça, Âyetler, Sûreler halinde Arapça olarak Peygamberimize okunmak suretiyle indirilmi?tir. Peygamberimiz tarafından da ezberlenmi? ve okunmu?tur.

Kur’an-ı Kerim’in Peygamberimize Ezberletilmesi:

Peygamber Efendimiz (s.a.v), vahyin ilk zamanlarında, Cebrail (a.s)’ın okudu?u ayetleri ezberleyebilmek için tela?lanır ve Cebrail ( a.s)’la birlikte tekrarlamaya çalı?ırdı. Bunun üzerine Yüce Allah: “Sana indirilen ayetleri, Cebrail okuyup bitirmeden, ezberleyeyim diye dilini kımıldatıp durma! Onu, sana ezberletmek, okutmak bize aittir. Biz, onu, sana okudu?umuz zaman sen, yalnız dinle. Sonra, onu anlatmak, belletmek yine bize dü?er.”(2) emr-i ilâhisini indirdi.

Bundan sonra, Peygamber Efendimiz (s.a.v), Cebrail’in (a.s), Allah-u Teala’dan getirip okudu?u ayetleri dinlemekle yetinmi?, Cebrail’in (a.s) gidince de ayetleri, Cebrail’in (a.s)’ın okudu?u gibi kolayca okumu?tur.

İlk Vahiyden Sonraki Geli?meler:

Rasûlullah Efendimize (s.a.v), ilk ayetler geldikten sonra kalbi titreyerek eve döndü. Hz. Hatice’ye ( r.anha):

- “Beni örtün!... Beni örtün!..” diyordu.
Üzerini örttüler, bir müddet dinlendikten ve titremesi geçtikten sonra ba?ından geçen olayları Hz. Hatice’ye ( r.anha) anlattı ve;

- “Bana ne oluyor? Kendimden korkmaya ba?ladım.” buyurdular. Hatice ( r.anha) da;

- “Asla, Allah’a yemin ederim ki, Allah seni hiçbir zaman rezil rüsvay etmeyecektir. Çünkü sen akrabayı ziyaret ediyorsun. Güçsüzün elinden tutuyorsun. Yoksula yardım ediyorsun. Misafire ikram ediyorsun. Üzerine gelen felaketlerde onlara yardımcı oluyorsun.”

Hatice’ye (r.anha), Efendimizi (s.a.v) amcasının o?lu Varaka b. Nevfel’e götürdü. Varaka, câhiliye devrinde Hıristiyanlı?ı kabul etmi? bilgili biriydi. Ya?lanmı? ve gözleri görmez bir vaziyette idi. Peygamber Efendimiz, ba?ından geçenleri ve gördüklerini ona anlattı. Varaka, Efendimize (s.a.v):

- “Bu Hz. Musa’ya (a.s) inen Namus’tur. (Cebrail’dir). Ke?ke ben genç olsaydım. Ke?ke kavmin seni memleketinden çıkarırken ben de hayatta olsam!” dedi.
Efendimiz (s.a.v):

- “Yoksa onlar beni memleketimden mi çıkaracaklar?” dedi. Varaka:

- “Evet, Senin getirdi?in davayı getiren hiçbir kimse yoktur ki O’na dü?manlık edilmesin... O güne eri?irsem elimden geldi?ince sana yardım ederim.” dedi.
Sonra çok geçmeden Varaka vefat etti. (3)

Vahyin Kesilmesi:

Peygamber Efendimize gelen ilk vahiyden sonra bir müddet vahiy kesildi. Bu süre birkaç gün ile üç yıl arasında oldu?u tartı?ılmakta ancak kesin olarak bilinemeyen bir konudur. Ancak bizim için önemli olan bu süre içinde neler ya?adıkları ve vahyin niçin bir müddet kesildi?ini kavrayabilmedir.

Efendimiz (s.a.v), vahyin kesildi?i günlerde gönlü kırık, mahzun, hayret ve deh?et içinde idi. Bu durumu Buhârî ?öyle rivayet etmektedir: “ Bir müddet vahiy kesilmi?, Efendimiz (s.a.v) mahzun olmu?tu. Birkaç kez, da?ın zirvesinden kendini a?a?ıya bırakıvermek istemi?, o zaman Cebrail (a.s) kendilerine görünmü?:

“ Yâ Muhammed!... Sen hakikaten Allah’ın Rasûlüsün!...” demi?tir. Bunun üzerine ruhu sakinle?mi?, kalbi huzura kavu?mu?tu. Vahyin kesilme müddeti uzadıkça tekrar aynı hal meydana gelmi?, tam da?ın zirvesine çıktı?ında, Cebrail (a.s) kendilerine görünerek O’nu vazgeçirmi?tir.”(4)

İbn Hacer el-Askalânî der ki: “ Bu durum (vahyin kesilmesi), Efendimizin (s.a.v), hissetti?i korkunun gitmesi ve tekrar vahyin gelmesini arzu etmesi içindi.”

Vahyin Tekrar Gelmeye Ba?laması:

Buhârî, Câbir b. Abdullah (r.a)’dan rivayetinde, Efendimizin (s.a.v) vahyin kendinse tekrar geli?lerini ?u ?ekilde anlatmaktadırlar: “ Yürürken gökyüzünden bir ses i?ittim. Gö?e do?ru gözlerimi çevirdim. Bir de ne göreyim: bana Hira’da gelen Melek yerle gök arasında bir kürsüde oturmu?tu. Korkuya kapılarak yere dü?tüm. Sonra aileme geldim;

- “Beni örtün!... Beni örtün!...” dedim.
Bunun üzerine Cenâb-ı Hak mealen:

“ Ey elbisesine bürünen (peygamber)! Kalk da (insanlı?ı azapla) korkut! Rabbini yücelt! Elbiseni de temiz tut! Günahı terk et!”(5) ayetlerini indirdi. Sonra vahiy arttı ve ardı ardına gelmeye ba?ladı.”(6)

İlahi Görevin Ba?laması Ve İnsanları Allah’ın Birli?ine Davet:

Müddesir Sûresinin ilk ayetleri, insanları Allah’ın birli?ine daveti emretmekte idi. Yüce Peygamberimiz (s.a.v) bu ilahî görevin gere?ini hemen yerine getirmeye ba?ladı. Peygamberimizin daveti üç merhalede gerçekle?ir:

a- Ferdî davet,

b- Abdulmuttalib o?ullarının davetî,

c- Umumî davet.

Davet merhalelerinin ilki ferdî davettir ve bu dönemdeki davetler gizli tutulmu?tur. Bu dönemde Peygamber Efendimiz (s.a.v), aile fertlerinden ba?layarak, yakın çevresindeki samimî dostlarını gizlice İslam’a davet etmi?tir. İlk ça?rının ana konusu, ayette de belirtilen, İslam’ın ilk prensipleri:

“Allah’a inanmak ve putlara tapmamak.” Bu dönemde, bu ilk davete, Peygamber Efendimizin hanımı, Müminlerin annesi Hz. Hatice (r.anha), amcalarının o?lu Hz. Ali (r.a), azatlı köleleri ve evlatlı?ı Hz. Zeyd (r.a) ile yakın dostu Hz. Ebu Bekir (r.a) katılmı?lar ve ilk Müslümanlardan olma ?erefine eri?mi?lerdir. Her gelen İslam halkasını geni?letiyordu. Nitekim, Hz. Ebu Bekir (r.a), Hz. Osman b. Affan (r.a), Hz. Zübeyr b. Avvam (r.a), Hz. Sa’d b. Ebu Vakkas (r.a), Hz. Abdurrahman b. Avf (r.a), Hz. Talha b. Ubeydullah (r.a) ve Ebu Ubeyde b. Cerrah (r.a) gibi Kurey?in ileri gelenlerinin Müslüman olmalarına vesile olmu?tur. Bununla beraber, köle ve fakirlerden bir grup kimse de İslamiyet’e girdi. Bu ferdî ve gizli davet üç sene devam etti. (7)

“ Yakın akrabalarını korkut!” emr-i ilahisi gelince tebli?inin ikinci a?aması olan Abdulmuttalib o?ullarını davet merhalesi ba?ladı. Peygamber Efendimiz (s.a.v), Safa tepesine çıkarak Kurey? kollarına: “Ey Fihr o?ulları!.. Ey Adiy o?ulları!..” diyerek nida etmeye ba?ladı. Nihayet herkes toplandı. Ebu Leheb’le birlikte Kurey?’liler de geldiler. Peygamber Efendimiz (s.a.v), toplanan kalabalı?a ?u ?ekilde hitap etmeye ba?ladı:

- “Size ?u arkadaki vadide hücum etmek üzere bekleyen süvarilerin bulundu?unu haber versem ne dersiniz? Beni tasdik eder misiniz?” dedi.

- “Evet, çünkü senin do?ru sözlü oldu?unu biliyoruz.” dediler. Peygamber Efendimiz (s.a.v) onlara:

- “Ben, Allah’ın Rasûlüyüm ve önünüzdeki ?iddetli azaptan sizleri korumakla vazifeliyim.” dedi. Bunun üzerine amcası Ebu Leheb: - “Bunun için mi bizleri topladın?” diyerek kalabalı?ı da?ıttı ve Efendimize eziyetlerde bulunmaya ba?ladı. Bu olaydan sonra Allah-u Teala (c.c): “Ebu Leheb’in iki eli kurusun, helak olsun...” ayeti bulunan Tebbet Suresini indirdi.

Ebu Leheb’in bu tepkisine kar?ılık, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in bir di?er amcası Ebu Talib: “Hayatta oldu?umuz müddetçe Seni müdafaa edece?iz” diyerek Peygamber Efendimizi himayesine aldı.

“Ey Peygamber! İnsanlara emrolundu?unu açıkça tebli? et.”(8) ayeti nazil olunca, Peygamber Efendimiz (s.a.v), efendi, köle, uzak, yakın her grup insanı açıkça İslam’a davet etmeye ba?ladı. Artık çe?itli yerlerden Mekke’ye ziyarete gelenleri de İslam’a ça?ırmaya ba?ladı.

Mü?rikerin, Peygamber Efendimizi Engellemesi İçin Ebu Talib’i Uyarmaları:

Kurey?’in ileri gelenleri Ebu Talib’e gelip; “Ya Eba Talib! Senin ya?ınla, ?erefinle aramızda bir yerin var. Biz senden karde?inin o?luna mani olmanı istedik, O’na mani olmadın. Vallahi artık biz bu dedelerimize hakarete, huzurumuzun bozulmasına, ilahlarımızın ayıplanmasına sabredemez olduk. Ya O’na engel olursu, ya da biz O’nunla seni bir tutarız. Sonunda da iki gruptan biri helak olur gider.” dediler.

Bu ?iddetli tehdit ve uyarı Ebu Talib’e a?ır geldi. Rasûlullaha (s.a.v) haber gönderip ça?ırttı ve O’na ?öyle dedi: “Ey karde?imin o?lu!.. Kavmim bana geldi ve ?öyle ?öyle söylediler. Bana ve kendine acı. Bana ta?ıyamayaca?ım bir yük yükleme.”

Peygamber Efendimiz (s.a.v), amcasına ?u cevabı verdi: “ Amca! Güne?i sa? elime, ayı sol elime verip bu davayı terk etmemi isteseler, Allah’a yemin ederim ki ya Allah bana zafer verinceye yahut helak oluncaya kadar ben bu davayı terk etmem.” Peygamber Efendimizin (s.a.v) bu kararlı tavrı Ebu Talib’i çok etkiledi ve: “Git karde?imin o?lu, istedi?ini söyle. Vallahi seni hiç kimseye teslim etmeyece?im.” dedi ve ?u ?iiri söyledi:


Vallahi, sana asla eri?emez onların hiç biri,

Ben topra?a ba?ımı koyup gömülünceye dek.

Utanmadan, çekinmeden yerine getir vazifeni,

Müjde olsun sana, gözlerin aydın olsun tek. (9)

Kaynakça:
1- İslam Tarihi, Mekke Dönemi, M. Asım KÖKSAL, S. 138.
2- Kıyame Sûresi; 16-19.
3- Peygamberimiz, Hayat ve Daveti, S. Mübarek FURİ, s. 74.
4- Buhârî, Kitâbü’t-Tabir, bab 1, 2/34.
5- Müddesir Sûresi, 1-5.
6- Peygamberimiz, Hayat ve Daveti, S. Mübarek FÛRÎ, s. 77.
7- Do?u?tan Günümüze Büyük İslam Tarihi, c.1, s. 204.
8- Hicr Sûresi, 94.
9- A.g.e, S. Mübarek FURİ, s. 111.
Bu içeriğe yorum yazabilirsiniz

  • emine

    vahyin geliş sebepleri

  • aysun

    bence bunları werdiğinis iyi olmuş saolun bu sayede ödew yapabiliyorum

2 kişi yorum yazdı.