Özlenen Rehber Dergisi

127.Sayı

Sonu Cennet Olan Bir Yolculuk 'Hac'

Harun APAYDIN Özlenen Rehber Dergisi 127. Sayı
1- Yol ve Niyet:
Yolcular, gideceklerini yere göre hazırlıklarını yapıp hazırlanırlar. Yolun kısalığına veya uzunluğuna göre yanlarına maddi ve manevi azıklarını alırlar. Yolculuk sıradan bir yer ise sıradan bir hazırlık yapılır. Ama şayet yolculuk Kâbe’nin Rabbine ve O’nun Rasûlu Efendimiz (s.a.v.)’e ise durum değişir. O zaman yanımızda götüreceğimiz azık da değişir. Çünkü Harameyni’ş-Şerîfeyn’e yapılan yolculuklar, son gidilecek yer olan âhiret yurdu için, cennet ve cemâlullâh için bir hazırlık olur.
Yolcunun, yapacağı ilk iş ise yolculuğa güzel samimi bir niyetle başlamalıdır. Hacca son derece halis bir niyetle, yani sadece Allah için gidiyor olmak çok önemlidir. Adeta Allah’ı ziyarete gidiyor gibi... O’nun dışındaki her şeyi gözünden çıkarmak. Peygamber Efendimiz haccına başlamadan önce: ’Allah’ım! Ben haccetmek istiyorum. Onu bana kolaylaştır ve benden kabul buyur.’ (El-Hidâye, Şeyhül-İslam Burhanüddin El-Merginâni, Mütercim Ahmed Meylâni , c.1, s.298, Harettin Kahraman Neşriyat., İstanbul, 1990.) diyerek niyet ederdi. Bu niyet çok dikkat çekicidir.
Hem bedenî hem de mali olan hac ibadetine başlamadan önce Allah’tan bize kolaylık vermesini "Onu bana kolaylaştır." diyoruz. Demek ki hacda bazı güçlükle karşılaşacağız ki bunlara sabretmemiz lazımdır. Bunun yanında ruhi hazırlığı da unutmamak gerekir, bu ruhi hazırlık tamamen gönülde başlar ve gönülde devam eder.
2- Helal kazanç: Maddi hazırlık deyince aklımıza önce para gelebilir. Helal kazançla yola çıkmak ’elde var bir’ diyeceğimiz hazırlıktır. Haram para (kredi ile, faiz ile, gasp ettiği malla, alıp da vermediği borç para ile, piyango parası vs.) ile yapılan hacc, kabul olunmaz. Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde: "Kişi helal olmayan bir para ile hacca gidip de (lebbeyk allâhümme lebbeyk! ) derse, Allah ona: (Sana, ne Lebbeyk ve ne de Sa’deyk! Vardır; bu haccın sana geri çevrilmektedir, kabul değildir!) diye hitap eder" (Suyûtî, Cem’u’l-Cevâmî’, c.1, s.352, h.no:1651)
3- Yolculuğa Çıkmadan Önce Salih Amel ve Salihleri Ziyaret: İnsan, çıkacağı yolculuğun mâhiyetine göre maddî ve bilhassa mânevî hazırlık yapmalıdır. Yola çıkış; duâ, himmet ve nasihat alabilmek için gönül ehli zâtları ziyaretle başlamalıdır. Hac veya umreye gidenlerin yemek vermesi de sünnettir. Efendimiz (s.a.v.) bir hadislerinde "Hac ve umreye gittiğinizde ardınızdan konuşmamaları için (halkı) faydalandırın, ekmek (yemek) yedirin. Çünkü Allah ona göklerin ve yerin bereketini musahhar kılmıştır." (El-hindî, Kenzu’el-Ummâl, Kitab’ul El-hac vel-Umre, Bâb Et-Temettu’ ve feshu el-hac, c.5, s.47,h.no:11993)
4- İnfak:
Gönlün, gidilecek mekânlara göre bir hassasiyet ve rikkat kazanması için muhtaç ve garipler sevindirilmelidir. Gönülden, isteyerek ve bolca infâk etmelidir. Nitekim âyet-i kerîmede Peygamber Efendimiz’i ziyâret edenlerin infakta bulunmalarının emredilmesi oldukça mânidardır. Allâh Teâlâ Kur’ân-ı Kerimde: ’Ey îman edenler! Peygamberle husûsî olarak konuşacağınızda, bu konuşmanızdan önce fakirlere sadaka veriniz; bu, sizin daha iyi ve daha temiz olmanız içindir. Eğer sadaka verecek bir şey bulamazsanız üzülmeyiniz. Allah şüphesiz bağışlayandır, acıyandır." (el-Mücâdele, 58/12)
5- Fahiş Konuşmayı, Fısk ve Fücurda Bulunmayı ve Mücadeleyi Terk Etmek:
Nitekim Kur’an da böyle emretmektedir. Kur’an’da terki istenilen Refes her türlü lehviyet, ihanet ve fâhiş konuşma manasına gelmektedir. Aynı samanda bu terime, kadınların türkü söylemesi ve onlarla şakalaşmak da dâhildir. Kur’an’da terk edilmesi istenen fısk ise, Allah’a itaatin dışına çıkan her şeyi kapsayan bir terimdir. Bırakılması emredilen cidal terimine gelince şiddetli husumet ve kalplerde kinin yerleşmesine vesile olan mücadeleler, himmeti dağıtan ve güzel ahlâka zıt düşen hareketler demektir.
Süfyan es-Sevrî şöyle demiştir: "Kim ihram hâlinde ve haccın devamı müddetince Refes’te bulunursa onun haccı fâsid olur. "Hz. Peygamber (s.a.v.), tatlı konuşmak ile yemek yedirmeyi haccı "mebrur" olmasından saymıştır. Sert münakaşalar ise tatlı konuşmaya zıttır. Bu bakımdan hacı arkadaşlarına, kiracısına ve diğer yolculara çokça itirazda bulunmamalıdır. Aksine yumuşak davranmalıdır. Allah’ın beytini ziyarete gidenlere kanatlarını germelidir. Güzel ahlâktan ayrılmamalıdır. Güzel ahlâk sadece başkasının eziyetine tahammül etmekten ibaret değildir. Aynı zamanda eziyet de etmemektir. (Bkz. Hüccetü’l-İslam İmam-ı Gazâli, İhyâ’u Ulumûd-din, Terc. M.ehmed A. Müftüoğlu, c.1, s.679, Tuğrâ Neşriyât, İstanbul, 1993.)
Efendimiz (s.a.v.) de bir hadis-i şeriflerinde: "Haccın en iyisi, güzel söz söylemektir." (Bkz. Beyhakî, es-Sünenü’l-Kebîr, Hac, Bab no:383, c.5, s.431, h.no:10390) buyurmuştur.
Hac Bir Vuslattır:
Hz. Âdem (a.s)’la başlayıp Hz. İbrahim (a.s.)’in zamanına, Allah Rasulü’nün yaşadığı mekâna, sahabe-i kirâmın sevdasına bir vuslattır.
Haccın Kazandırdıkları
İbretlik Bir Prova ’ İhram’

Hac mahşerin provasıdır. Haccın mahşerin provası olduğunu anlamak için uzağa gitmeye hiç gerek yoktur. Huccac, üzerine baştanbaşa bakması kâfidir. Sırtında kefeni temsil eden iki parça bezden müteşekkil ihram vardır. Hacca çıkan biri de ihramını giymekle elbiseleriyle birlikte tüm dünyasından da soyunmuş olur. Sevaba kavuşmak için günah terk edildiği gibi Kâbe’ye kavuşmak içinde sıla terk edilir.
Kâbe Ve Tavaf:
Kâbe... Hz. Âdem (a.s.)’la başlayan bu kutsal yolculuk, İbrahim Halilullah’ın teslimiyetinden bir nefes olmuş ve yine Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’e kadar kutsallığını muhafaza etmiş mukaddes yer, tevhidin merkezi… Huccac, tevhidin simgesi, Müslümanların buluşma yeri ve kıblesi olan Beytullah’ın etrafında tavaf etmekle Allah’a teslimiyetini gösterir.
Haceru’l-Esved:
Efendimiz (s.a.v.) Hacerü’l-Esved hakkında şöyle buyurmuştur: "Allah kıyamet günü Hacerü’l-Esved’i mahşer yerine getirecektir ve onun iki gözü olacak onlarla görecek, bir dili olacak onunla konuşacak ve kendisine istilam edenlere şâhidlik yapacaktır." (Tirmizî, Hac, 113) Binaen Hacerü’l-Esved’i öperek Rabb’ine bağlılığını yenileyip "Kıyamet günü beni de hatırla!" dercesine selama durur huccac.
Mültezem:

Mültezem’de dua ederek Beyt-i Ma’mûr’daki meleklere iştirak ederler.
Sa’y:
Safa ile Merve arasında attığı her adımda Hacer annemizin evladı için yaptığı koşuşturmayı yâd eden huccac, bu gayretinin neticesinde ilahi lütfa mazhar olmayı ümit eder.
Zemzem:

Yaratanın büyük ikramı... Bu suda Hz. İsmail’in feryadı, Hz. Hacer’in gayreti ve Allah Rasulü’nün duası vardır.
’Hac Arafat’tır.’
Arafat, marifeti temsil eder. Arafat’ta vakfe yapıp ilk atası Âdem (a.s.) gibi tevbe ve istiğfarda bulunur huccac.
Devamlı Zikir Ve Duâ Hâlinde Olmak:

Allâh Teâlâ buyurur: ’... Arafat’tan ayrılıp akın ettiğinizde Meş’ar-i Haram’da Allâh’ı zikredin ve O’nu size gösterdiği şekilde anın. Şüphesiz siz daha önce yanlış gidenlerden idiniz.’ (el-Bakara, 2/ 198)
Ve yine Allâh Teâlâ : ’Hac ibâdetlerinizi bitirince, babalarınızı andığınız gibi, hattâ ondan daha kuvvetli bir şekilde Allâh’ı zikredin. İnsanlardan öyleleri var ki: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver!" derler. Böyle kimselerin âhiretten hiç nasîbi yoktur." (el-Bakara, 2/200) buyurur.
Mina:
Huccac Mina’da, Hz. İbrahim’in Rabbine vermiş olduğu sözünü hatırlar ve sadakat testinde Hz. İsmail gibi Cenâb-ı Hakk’ın tarafında olduğunu bir kere daha teyit eder.
Cemerât/Şeytan Taşlama:

Daha ziyâde içteki şeytanı taşlama ile başlar. Bu, Hz. İbrâhim, Hz. İsmâil ve Hz. Hacer annemizin, verdiği vesveseler sebebiyle şeytanı kovup taşlamalarının bir hâtırasıdır. Attığı her taşla adeta içindeki şeytanı taşlar ve nefsine ait ne kadar hastalık varsa Cemerat’ta terk eder.
Telbiye:
İlahi davete icabeti temsil eder.
Kurban:
Kurbiyyeti ve kayıtsız şartsız teslimiyeti temsil eder.
Medine:
Aşk ateşini Mekke’de tutuşturanlar için Peygamber şehri Medine adeta bir su olur. Hicret yurdu… Yesrib iken, Allah Rasûlü’nün hicret etmesiyle Allah’ın nuruyla aydınlanan şehir mânâsına gelen Medine-i-Münevvere olmuş. Medîne-i Münevvere’nin sînesinde kâinâtın en yüce cevherini taşıdığı unutulmamalıdır. ’…İbrâhim (a.s.)’ın Mekke-i Mükerreme’yi harem (bölgesi) kılması ve onun için duâ etmesi gibi ben de Medîne-i Münevvere’yi harem bölgesi kıldım...’ (Buhârî, Fezâilü’l-Medîne, 6)
Mescid-i Nebevî’nin her bir köşesi, 1400 küsur sene öncesine taşıyarak mü’minleri özlemini çektikleri Asr-ı Saadet’e taşır. Huccac, Ravza’da iki büklüm olup, yüreklerindeki coşkuya gözyaşlarını ortak ederler.
Baki Kabristanı’nda, gökteki yıldızlar misali iman, sadakat ve teslimiyet semasını aydınlatan Ashab-ı Kiram ile beraber olur.
Uhud’da Seyyidu’ş-Şühedâ Hz. Hamza (r.a.)’ı ziyaret eder ve İslâm’ın zaferi için verilen zorlu mücadeleleri hatırlar. Oradan Kuba Mescidine varır ve Sena tepelerinden gelen iki aziz dostun hayalini kurar. Tüm Müslümanların ortak sevdası ve arzusu, hiç şüphesiz bu eşsiz duyguları bir an önce yaşamaktır. Oralara gidip bu arzusunu yerine getiren her Müslüman ise daha oradan ayrılmadan bir daha gelmenin hesaplarını yapar.
Mebrur Olan Haccın Sonu Cennettir
İbadetler için ’makbul’ sözü kullanılırken hac için ise ’mebrur’ sözü kullanılmıştır. ’Mebrur’ doğru-dürüst yapılmış, sırrına erilmiş, hakkı verilmiş, amacına ulaşmış, kalite katılmış, iyilerin haccına dahil edilmiş) hac anlamına gelir. Daha açık söyleyecek olursak, burada üzerinde durulması gereken anahtar kelime "mebrûr"dur. Mebrûr bir hac ve umrenin mümin gönüllere kazandıracağı fazîletler sayısızdır. Ne var ki hac ve umrenin âdâbına yukarıda zikrettiğimiz ahlaklara riâyet edilmeyip o mübârek beldelerde gâfilâne vakit geçirilirse lâyık-ı vechile bir istifâde mümkün olmaz. Allah’ın şiarlarından oluşan hac menasikinin sembolize ettiği hakikatlerin tahakkukuyla, yukarıdaki saydığımız şartlarla mümkündür.
Mebrur haccı özetlersek, özetin özetini yapacak olursak, kısaca hac; varlığa hürmet ve hududa riayet, şuur ve marifet, mücahede ve cihat, kurbiyet ve teslimiyet, ilahi sözleşmeye sadakat, kâinata aidiyet, hakka hicret ve sa’y u gayretten ibarettir.
Bir hadiste Efendimiz (s.a.v.): "Mebrur haccın sevabı ancak cennettir." (Tirmizi, Hac, 2) buyurularak hac ibadetinin hakkıyla yerine getirenin sevabıyla birlikte cennet olduğunu müjdelemiştir.
Allah Rasulü (s.a.v.) son noktayı koymuştur: ’Mebrur olmuş bir haccın karşılığı cennettir’, buyurmuştur. Sonu cennet olan bir yolculuğa çıkan her müslümanın arzusu bu olmalıdır. Bu Müslüman için büyük bir fırsattır. Yukarıda zikrettiğimiz ahlaklar yerine getirirlerse mebrur bir hac olur.
Yâ Rabbi, bizleri Harameyni’ş-Şerîfeyn’i ziyaret ile müşerref kıl! Hac ve umre muhtevâsında yapacağımız ibâdet ve kulluk tezâhürlerimizi mebrûr eyle!.. Âmin
Bu içeriğe yorum yazabilirsiniz

Henüz hiç kimse yorum yazmadı.