Özlenen Rehber Dergisi

141.Sayı

Tevhid Ahlakı Üzere Olmak

Harun APAYDIN Özlenen Rehber Dergisi 141. Sayı
Tedbiriyle işleri evirip çeviren, her şeyi yerli yerine koyan, her şeyi en güzel bir şekilde halk eden, insanı en güzel suretle şekillendiren, işlerinde eksiklik ve fazlalıktan uzak olan Allah’a hamdolsun!
İslamiyet’in ilk getirdiği dava tevhiddir. Yüce Rabbimiz Azze ve Celle bütün peygamberlerini bu dava için göndermiştir. Tevhid Müslüman olan bir kişinin bütün hayatını kapsamalıdır. Günlük hayatında da kendisini göstermelidir.
Tevhid, kendisinden başka ilâh olmayan Âlemlerin Rabbi Allah Teâlâ’yı birleme, O’nun Zât’ına ve sıfatlarına şirk koşmamadır!
Tevhid, Allah’dan başka ilah olmadığına inanmaktır. Allah’a ortak koşan insanların ilâhlaştırdıkları sahte ilâhları reddetmek ise Tevhid’in aslıdır. Mü’min olmanın olmazsa olmazı şeksiz şüphesiz Allah’tan başka ilah olmadığına iman etmektir. Rabbimiz Kur’ân-ı Kerim’inde: ’Bil ki Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur.’ (Muhammed, 47/19) buyurarak muvahhid olan mü’minlerin vasfını bizlere bildirmiştir. Güzel ahlâkın yaşama dönüşmesi ancak tevhid ile mümkündür.
O Allah ki, ahlâkların güzelleştirilmesini büyük ölçüde kulun çalışmasına havale etmiştir. Allah Teâlâ insanoğluna peygamberler göndererek güzel ahlâka kavuşmanın yollarını göstermiştir.
Güzel ahlâk, peygamberlerin sıfatı, sıddîkların amelidir. Güzel ahlâk, imanın tevhidin kemalidir. Kötü ahlâk ise kalbin hastalığıdır, öldürücü zehir gibidir. Yakınlıktan mahrum eden hastalıklar ve sahibini şeytanların eline teslim eden davranışlardır. Şayet kalpte Allah’ın sevmediği ahlâklardan birisi bulunmaya devam ederse, o kötü ahlâk sahibini cehenneme götürür. Tıpkı güzel ahlâkların, cennet nimetlerine, Allah’ın yakınlığına açılan kapılar olduğu gibi...
Tevhid, üstün ahlâkın ve tüm faziletlerin membaıdır;

Bu sebeptendir ki tevhid, kul için şereflerin en büyüğü, derecelerin en üstünü ve ün yükseğidir.
İnsanlar, kulluğun gereksinimlerini yerine getirerek yaratanını hak ilâh olarak bilir, salih ameller işleyecek dünya hayatında izzete kavuşacakları gibi, ahirette ise sonsuz cenneti hak ederler. İman edenler, imanın gereğine uyup itaat ederler, inandıkları gibi yaşamaya ve salih amel işlemeye gayret ederler.
Şüphe ve zulüm karışmadığı tevhid ehli mü’minlerin bu inancı, şahsiyetlerini dönüştürür. Allah’ı razı etmiş ve Allah’tan razı olmuş, Allah’ı sevmiş ve Allah tarafından sevilmiş yüce bir makama ulaşmak, Tevhid akîdesinin ahlâka yansıması ile gerçekleşir. İmanın gereği olan salih amel işlendiği zaman, bâtın olan zâhir olur.
Bâtınını tevhid ile bezemiş olan, zâhirini de ahlâk ile süsleyerek imanına şahit tutar.
1- Tevhit Kalbe Yerleşince Ortaya Güzel Ahlâk Çıkar;

Tevhid ehli, amellerinde, hâl ve hareketlerinde, kalbinde taşımış olduğu bu inancı ortaya koyarak ve bunu bozan, zedeleyen her türlü ahlâk, hâl ve tavırdan uzak durmalıdır. Tevhid inancına uygun yaşamalı, ilahi emirlere, sünnet-i seniyyeyi hayatında yaşam kaynağı kılmalıdır. Böylece evinde, iş yerinde, sokakta, camide velhasıl bütün hallerinde ve muamelelerinde bu güzel ahlâk ile ahlâklanmalıdır.
Unutmamak lazımdır ki münafığın mü’minden, riyakârın samimiden ayırt edilmesi için en güzel ölçü ’Tevhid’dir. Tevhidî anlayış ve ahlâktır. Elbetteki iman tevhidsiz oluşmaz ve oluşamaz. Tevhid inancıyla mü’min bir kişinin iç dünyası aydınlık olur.
Müm’min bir kişi hayatında tevhidi onun emir ve yasaklarına uyma ile Allah’a ve Efendimiz (s.a.v.)’e itaati, ahlâkı ile tezahür eder.
2- Tevhit, Aile İçi Münasebetlere Yansımalıdır;

Kemal ile olgunlaşan mü’min kul, aile içi hâl ve hareketlerinde bu imanı temel hareket noktası kılmalıdır. Kendisi ve aile ferdleri, yalnızca Allah’ın hükmüne teslim olmuş ve bu teslimiyetlerini, Rasûlullah (s.a.v.)’den örnek alarak devam ettirmelidirler. Aile içinde ilahi hükümler cari olmalıdır. Bu ailenin maddî ve manevî yapısı, tevhid inancı ile oluşmuş, iman ve itaat bütünlüğü böylece meydana gelmiştir. Her türlü yaşam mücadelelerinde karşıdan gelen maddeten ve manen birbirlerine kalkan ve zırh olmaya gayret eden muvahhid ailenin ferdleri, şu emrin gereğini yapma konusunda bütün çabalarını sarf etmelidir.
Rabbimiz Kur’ân-ı Kerim’inde; ’Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun’ (et-Tahrîm, 66/6) buyurmaktadır.
3- Tevhidin muamelata Yansıması;
Tevhid inancını şahsında ve ailesinde hâkim kılanlar, rızıklarını helâl yollardan kazanmalıdırlar. Hangi meslekte olursa olsunlar Tevhit’i hâkim kılmalıdırlar. Allah Azze ve Celle’nin hükümlerine riâyet etmeli, Rasûlullah (s.a.s.)’in Sünneti’ne ittiba edilmelidir. İşveren işini güzel yapmalı ve esnaf da ticaretini bu inanca göre icra etmelidir.
Rabbimiz Allah Teâlâ: ’Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam tutun ve dosdoğru bir tartıyla tartın. Bu, daha hayırlıdır ve sonuç bakımından daha güzeldir.’ (el- İsra, 17/35) buyurmaktadır.
4-Tevhidin, Toplumsal Ahlâka Yansıması;

Toplumu ilgilendiren meselelerde ne olursa olsun, Rabbimizin indirdiği Kur’an ile hüküm sürmeli ve bunları Rasûlullah (s.a.v.)’in sünneti çerçevesinde topluma aksettirmeliyiz. İslâm’ın dışında başka hiçbir hükümlere itibar edilmemelidir. Huzur ve sükûn gerçek manada sağlanması ancak tevhid nuru ile gerçekleşir.
Toplumsal ahlâkı Rabbimiz Teâlâ; ’Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.’ (en-Nahl, 16/90) buyurmaktadır.
Salih amelden uzak bir tevhid, kişiyi ne dünyada ne de ahirette huzura kavuşturabilir. Bu düzelme süreci önce kendi nefsimizde başlamadığı müddetçe bir fayda getirmez.
Tevhidi yanlış yorumlamak hatalı düşünceyi, hatalı düşünce de manevi helake götürür. Tevhidi sağlam olmayan kişinin, amel ve davranışlarında da sebat olmaz.
Şüphe yok ki ölümden sonraki hayata tevhid nuru ile hazırlık yapılır. Kabir ancak tevhid nuru ile aydınlanıp huzur veren bir köşk haline gelebilir.
Tevhit bir nurdur. Işık gibi sönebilir. Bu ışığı söndürmemek için salih amellere tutunmalı güzel ahlâkımızla örnek olmalıyız.
Bu içeriğe yorum yazabilirsiniz

Henüz hiç kimse yorum yazmadı.