Özlenen Rehber Dergisi

126.Sayı

Yaz Okulları ve Çocuk Eğitimi

Berda AKSOY ÇETİN Özlenen Rehber Dergisi 126. Sayı
Yaz ayları tüm insanlarda heyecan, isteksizlik ve uyuşukluk gibi duyguların meydana geldiği dönemlerdir. Çocuklarda da bu duygular olacağı düşünüldüğü için mi bilmem okulların tatil olduğu dönemlerdir. Sıcak havaların gelmesi ile birlikte derslere olan istek azalıyor ve aynı zamanda tatil yapma ihtiyacı da ortaya çıkıyor. Fakat asıl mesele şu ki, hakkı ile tatili dolu dolu geçirmenin gerçek yolları aranıyor mu? Tatilin gelmesi ile birlikte yaza yönelik olarak etkinlik içeriği bir hayli fazla olan çeşitli kurslar açılıyor. Bunların içinde çocuklara ciddi mana da fayda sağlayanlar olduğu gibi onları yanlışa sevk edebilecek ya da ileriki yaşamlarına etki edebilecek yerlerde var. Kursları daha eğlenceli ve albenili hale getirebilmek için oldukça fazla emekte gösteriliyor. Ve geçmişe nazaran şimdilerde kursların sayısı daha çok artmış durumda. Artış göstermesi belki iyi bir şey fakat; rekabete sebep olması ve bunun yanı sıra birde doğru yeri bulma kaygısı var, malum her eğitim öğretim veren kursa itimat edilemediği gibi her ortama da güven olmuyor. Şimdilerde insanların güvenini istismar edip, manevi duygularını kullanarak kazanç sağlamaya çalışan sömürgeci kesimin ortaya çıkması bir takım insanları genelinde öyle olduğu düşüncesine sevk ediyor bunun sonucunda da insanlarımız batılaşma yoluna giriyor. Zaten buna yönelik olarak başlatılan iç savaşın insanların hassas noktaları olan çocukları kullanarak gerçekleştirmeyi, onları birtakım yanlış düşüncelere hapsetmeye çalışıp küçük yaşta zihinleri ele geçirmeye çabalamaları onların en büyük emelleri ve uyguladıkları stratejik yöntem. Bilinçli-bilinçsiz her kesime hitap edici, cazip gelici yöntemleri kullanarak ilerliyorlar. Böyle insanları tanımanın en güzel yolu, araştırma yapıp, hakikatte hizmet edeni gözlemleyip tespit etmek olacaktır. Allah yolunda hizmet gayesi ile yola çıkmış olan herhangi bir kurum kendisini direkt olarak belli edeceği gibi sapıklığa hizmet eden bireylerde kendini ortaya koyar. Bu yüzden dikkat şart!
Çocuk eğitimi mevsime göre şekillenmez!
Çocuk eğitiminin ilk etapta anne karnında başladığını daha evvel çocuk eğitimini hususi değerlendirdiğimizde ifade etmiştik. Sonraki dönemlerde eğitim denilince bazı yanlış bakış açıları ortaya çıkıyor, çocuk eğitimi okul çağına gelinceye kadar ailede sonrasında da okulda eğitmenler tarafından olmaz. Böyle bir eğitim anlayışı olamaz. Okul dönemlerinde zamanın büyük bir kısmını okullarda geçiren çocuklarımız mutlaka oradan eğitim öğretimleri açısından fayda görecekler fakat eğitimi sadece okulda öğretilenler olarak benimsemek çok yanlış. Eğitmenler alanları hususunda öğretmeye çalışır, anne baba çocuğun edep, saygı, sevgi gibi hayatı boyunca benliğini oluşturacak konularda eğitmeye çalışırlar. Lakin çoğu zaman veliler çocuklara gerekli edebi davranışları kazandıramadıklarından şikâyetçi. İşte böyle durumlarda hizmet bilinci ile yola çıkan kurslara başvurmak lazım gelir. Her zaman tek başına üstesinden gelebileceğimiz durumlar ile karşı karşıya kalmayız bazen kendi çocuğumuz bile olsa anlatamadığımız doğrular, öğretemediğimiz gerçekler olabilir. Bundan dolayı gocunup çocuğa farklı şekillerde yüklenmek ya da neden istediklerimizi veremediğimizi tartışmak yerine çevreden destek alsak daha mutlu olacağız. Düşünün, Türkiye cumhuriyetinde yaşıyoruz ve Türkçe konuşuyoruz. Çocuk doğduğu zaman konuşmayı, yürümeyi vs bilmiyor. Ailenin konuşması ile duyarak, görerek ağız hareketlerine bakarak konuşmaya başlıyor fakat konuşmada yöreye göre değişiyor. Her yörenin bir şivesi var, aslı Türkçe ama farklı ağızlar. Sonuçta konuşulan dil Türkçe, kimse bunu inkâr edemez. Fakat asıl olan yazıldığı gibi konuşmaktır. Bunun içinde çabalamak lazım. İşte eğitimde böyledir, ailede de edebi eğitim mutlaka verilmeye çalışılır fakat asıl olan işin ehli kimselerden faydalanmaktır. Faydalanmak ise fırsat aramakla, fırsatları değerlendirmekle mümkün olur. Okul sonrasında yaz dönemleri de uzun olduğu için değerlendirmek için birçok fırsat var. Gerek dil eğitimi konusunda gerekse yüce kitabımız Kur’an-ı Kerimi aynı zamanda dini hükümleri ve ilmi gereklikleri öğretme konusunda sağlam temellerle kurulmuş çeşitli dershaneler mevcut. Diyoruz ya niyet sağlam adımla yola çıkma esasına sahipse verilen eğitimde yüksek kalitede ve kusur oranı az bir şekilde gerçekleşiyor. Araştıranlar bilir, bilinçli çoğu kurum tarafından verilen eğitimlerde ilmi bilgilerin yanı sıra çocuklara daha eğlenceli bir şekilde mutlak bilmesi gerekli hususlar nasıl öğretilebilir diye düşünülmüştür ve en faydalı şekilde de öğretilmiştir. Araştıranlarda da şu düşünce olmalı çocuklarımızın hangi alanda gelişmesini istiyoruz, öğretilenler göze mi hitap etmeli yoksa maneviyata mı? Böyle bir zihniyetle araştırma yaparsak kendimize göre bir eğitim öğretim merkezini de bulmamız kolay olur. Bazı kimseler çocukların gelecekleri konusunda sadece okul derslerine, yeni lisanlara ve dans, müzik aletleri gibi çeşitli konulara daha çok özen gösteriyorlar. Okul derslerine önem vermek güzel, yeni dil öğrenmekte çok ayrıcalıklı bir durum hatta çeşitli spor dalları da farklılık sağlayabilir. Fakat tek bir taraflı ilerleme gösterme düşüncesine girilirse o yol çıkmaza girer. Çocuklara sadece mesleki eğitim düşündürülmesi geleceklerini riske sokar. Mutlaka okulda öğretilen konularda önemlidir ancak sadece bir tarafa ağırlık verilmesi ileriki dönemlerde bocalamayı sürekli hale getirir. Çevremize iyi bakıp sıkı bir araştırma yaparak hakikate ağırlık veren aynı zamanda mesleki gelişim derslerini de basite almayan kurslar aramalıyız. Bunun içinde canla başla çalışan birçok dernek günümüzde layıkı ile hizmet vermektedir. Hatta yakın çevremde yeni kurulan derneklerin hizmetlerinden kısaca örnek vermek istiyorum; kız-erkek küçük çocuklara ayrı koşullarda daha iyi yarar sağlayabilmek adına açılan kursların hizmetlerini yakından takip ettim. Bahsettiğim eğitim öğretim ikili kulvarda yönetiliyor. Kur’an-ı Kerim ışığında aynı zamanda İslami bilgiler esrarengizliğinde sunulan gerek İngilizce ve diğer öğretici bilgilerin dışında spor faaliyetleri de özellikle yaz aylarında çocuklara en cazip gelen yüzme kursları ile renklendirerek öğretimi eğlenceli hale getirip öğrencilere sundular. Öğretici olmanın ilk esası yapılan işi sevmek ve sevdirmektir. Emek verilen işe ehemmiyet gösterilmiyorsa şayet o zaman sıkıntılar ortaya çıkar. Ve yapılan işten güzel sonuçlar ortaya çıkmaz. Çocuk eğitiminin sağlıklı olabilmesinin şartı da önem, özen ve çokça ilgidir. Emek olmaksızın nimet hiçbir konuda elde edilmez. Çocuklarda birer çiçektir, emek göstermeden suyu verilmeden toprağına özen göstermeden onlardan ne hayırlı bir evlat olmalarını bekleyebiliriz ne de gelecekte başarılı bir yaşam sürmelerini. İnsanlara çoğu alışkanlık çocukluk zamanlarında öğretilir ve ileriki dönemlerde o temel bilgilerin üzerine bir şeyler katarak yetişkin bireyler olunur. Eğer ki temeli sağlam olmazsa o zaman eklenen yeni şeyler sağlam durmaz. Okullarda gösterilen dersleri eğitim diye algılamamak onu tek bir kulvar olarak görüp yaz aylarını da avantaj ilan edip ona göre ayarlamak lazımdır. Bunu buluğ çağından sonra yapmak yine sıkıntılara sebebiyet verir; eğer ki çocuk sağlam temeli ailede almamışsa ki zaten genelde aileden alamamış oluyor. Sebebi de küçük yaşlarda anne babanın ve yakın çevrenin yakın ilgi ve alakası anne babanın şefkat duygusunun ağırlığı çocuğun şımarıklığına ve aileye kısmen de olsa dediklerini yaptırarak hükmetmeye çalışıyor olması. Bu yüzden çocuğa temel eğitimi dışarıdan işin ehli olan insanlardan aldırmak daha sağlam bir adım olacaktır. Sonuçta çocuk dışarıdan bir kimsenin eğitiminden geçerse bunu daha kolay anlar ve uygular. Aynı zamanda özgüvenin gelişmesi açısından da katkı sağlar.
Sonuç
Okulun bitmesini bir sıkıntı olarak, çocukların evde yaramazlık yapma zamanı olarak değil de birer avantaj olarak görmek lazımdır. Yaz ayları gerek veliler için gerekse çocuklar için birer imkandır. Mutlaka boş zamanda gereklidir, sürekli bir baskı çocuğun bıkkınlık yaşamasına sebep olur. Fakat bahsedilen kurslar eğitimi en eğlenceli hale getirerek, severek ve sevdirerek öğretiyor. İçinde eğlencesi, yaz etkinliği olan bir kursa hangi çocuk gitmek istemez ki? Üstelik eğitimin yanında temel bilgilerde öğretiliyorsa… Ailelerin bu konuda hem uyanık hem de bilinçli olması gerekiyor. Günümüzde de Farukiye ilim ve araştırma vakfı bünyesinde birçok dernek farklı illerde hizmet bilinci ile yola çıkmıştır. Aileler kendi ölçüleri bünyesinde yaptıkları araştırma ile kendilerine uygun olan kursu, derneği bulabilir ve çocuklarını gönül rahatlığı ile teslim edebilirler. Yaz okulunu birer fırsat olarak görüp, çocukların eğitimini önemseyen her anne babanın ciddi manada gayret göstereceğine inanıyorum, çocuklarımız bizim geleceğimizdir. Gelecekte ışık saçan hayırlı evlatlar yetiştirebilmek için o ışığı tutan el olmak ya da o ele destek olmak en büyük görevimizdir.
Bu içeriğe yorum yazabilirsiniz

Henüz hiç kimse yorum yazmadı.